Didim Özgürses Gazetesi | Yaşanılası bir Didim için

YAŞLILIK

YAŞLILIK

Marcus Tullius Cicero “Yaşlılık ve Dostluk” (Cumhuriyet kitapları) adlı yapıtında, çağımızdan 22 yüzyıl önce yaşlılığa övgü diziyor. Yaşlıların, birikim ve donanımlarıyla gençlere yol gösterdiklerini, oturmuş fiziksel yapılarıyla gençler gibi sık sık hastalanmadıklarını, üzünçleri de sevinçleri de olgunlukla karşıladıklarını örnekleyerek anlatıyor.

Kuşku yok ki anlatılanların önemli bir bölümü doğrudur. Ancak Cicero, “köleci bir toplumda yaşayan bir soylu oluşuyla” ilişkilendirmediği için söyledikleri boşlukta kalıyor. Roma’da yaşayan bir köle olsaydı, aynı şeyleri söylemeyecek; olasıdır ki kölelik düzenine isyan edecekti.

Adı konulmaz ama dünya nüfusunun 8 milyarı aştığı günümüzde de toplumlar ana hatlarıyla, üretenler ve tüketenler olarak ikiye ayrılmakta; kölelik düzeni bir anlamda sürmektedir. Çünkü anamal birikimi olmadan kapitalizm yürümez. Üretimi ve istihdamı; dolayısıyla dışsatımı artırmak için anamal gerekiyor. Anamal edinmenin de yalnızca iki yolu var. Birincisi başka toplumları sömürmek, ikincisi de işçinin artı değerine el koymak. Başka toplumları sömürmek babayiğitlik ister, güç ister; her toplum bunu başaramaz. Çalışanın artı değerine el koymaksa, kazları yolarken bağırtmamak koşuluyla o kadar zor değildir. Önüne ot koymadığın inekten süt sağamazsın.

Demek istediğim şu ki, üretenlerin karar sürecine belli ölçülerde katılabildiği “demokratik” toplumlarda sınıflar arasında belki uçurumlar yoktur ama bizim gibi ülkelerde burjuva değilsen yaşlılık hiç te özenilecek bir durum değil.  

Murathan Mungan’ın dediği gibi, "Kimsenin rakibi değilsin artık, kimsenin gözüne batmazsın, kimse sana iş buyurmaz, senden bir şey umulmaz, kimse seni kendi varlığı için tehlike saymaz".

Ne var ki Mungan, dingin bir yaşamdan söz ediyor. Ülkemizdeki aile yapısı bir ölçüde yaşlıyı koruyor olsa da sosyal devletin kurumlarını geliştirememiş toplumlarda yoksul bir ailenin yaşlısı olmaktansa bir an önce nalları dikmek belki de herkes için daha iyi olabilir.

Gelelim Vehbi’nin kerrakesine:

Seksen’i görebilmek bizim yaşadığımız koşullarda önemli bir erişimdir ama seksene nasıl ulaştığın da bir o kadar önemli. Bir sürüngen gibi gelmek var, kartal gibi gelmek var ki bu da sınıfsal yapıyla ilgilidir.

Bu yapıdan bağımsız olarak da, sekseni görmüş bir cumhuriyet çocuğu olarak salık verebilirim ki, fiziksel donanımınızı hovardaca harcamayın; bu günlere de bir şeyler bırakın; ihtiyacınız olacak.  








Yorumlar

Yorum yazabilmek için giriş yapın. Henüz kayıt olmadıysanız yeni hesap oluşturun.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!





Köşe Yazıları

REKLAM ALANI REKLAM ALANI REKLAM ALANI REKLAM ALANI