Didim Özgürses Gazetesi | Yaşanılası bir Didim için

Köy Enstitüleri 3 GÖZDEN DÜŞTÜĞÜ ZAMANLAR

Köy Enstitüleri 3 GÖZDEN DÜŞTÜĞÜ ZAMANLAR

Zeki Sarıhan

Köy Enstitüleri, kurulduğu yıllarda gözde eğitim kurumlarındandı. Hükümet, Köy Enstitüleriyle köyde eğitime çözüm bulunacağını umuyor, bu kurumların tamamen yerli ve millî olmasıyla da övünüyordu. Hasanoğlan Köy Enstitüsü ve Yüksek Köy Enstitüsü, enstitülerin vitrini gibiydi. Türkiye’yi ziyaret eden yabancılara bu enstitü gezdirilirdi. Burada o günün halkçı aydınları ders veriyorlardı. Enstitülerin yıldızının ne kadar parlak olduğunu ünlü gazetecilerden Ahmet Emin Yalman’ın enstitüleri anlatan “Yarının Türkiyesine Seyahat” kitabından da anlıyoruz. Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç, bir gün sevinçlerinin kursaklarında kalacağını anlamış gibi bu kurumları genişletmek için gece gündüz çalışıyorlardı. İkinci Dünya Savaşı’nın Türkiye için ne getirileceği kestirilmezdi. Dünyanın binbir hali vardı…

ASLANLAR VE ÇAKALLAR

Nitekim korktukları başlarına geldi. Enstitülerde okuyan öğrencilerden bazılarının yazdığı şiirler ve yazılardan pirelenenler, burada halkçı bir damarın köylü çocuklarına taze temiz bir kan taşıdığını fark ederek saldırıya geçtiler. Enstitüler, komünist yuvası haline gelmişti! Her dönemde arabanın yüksek tarafına binip aferin almaya hevesli olanlar bulunur. Enstitülü öğrencilerden de bu salvoya katılanlar oldu. Arkadaşlarını ihbar ettiler. Aramalar yapıldı, çocuklar sorguya çekildi. İsmail Hakkı Tonguç İlköğretim Genel Müdürlüğünden alınıp önce Talim Terbiye Kurulunda kızağa çekildi, sonra resim-iş öğretmenliğine sürüldü. Artık Yücel’e, Tonguç’a, Rauf İnan’a selam vermek riskli hale gelmişti. Peşlerine adam bile takıldı. Yücel ve Tonguç’la selamlaşmamak için yollarını değiştirenler de vardı! Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük Millî Eğitim Bakanı Yücel, Demokrat Parti İstanbul il başkanı ile mahkemelerde cebelleşmek zorunda kaldı. Aslanlar çakalların önüne atılmıştı.

Köy Enstitülerinin yeniden hatırlanması 1960 İhtilalinden sonradır. Zulüm altında yaşamış ve dayanabilmiş aydınlar zincirlerinden boşandılar. Enstitü mezunlarının öncülüğünde kurulan Türkiye Öğretmenler Sendikası, Enstitü ruhuna sahip çıktı. Enstitülerle ilgili yazılar, kitaplar yayımlanmaya başlandı. Gericiliğin Enstitü düşmanlığı çabuk kırıldı.

TÖB-ER’İN TAVRI

Bu durum 1975 yılına kadar sürdü. 1971’de TÖS’ün yerine kurulan TÖB-DER’in dergilerinde her 17 Nisan’da yazılar yayımlandı. 1975’ten sonra TÖB-DER dergilerinde Enstitülerle ilgili yazılara rastlanmaz oldu. Bunun nedeni, aydınların önemli bir bölümünü saran Sovyet ideolojisinin sonucu olarak Türkiye’nin tarihine yabancılaşmaydı. Köy Enstitüleri edebiyatının yerini Sovyetlerde uygulanan Politekni eğitim düşüncesi aldı. “Türkiye’de Sovyet İdeolojisinin Etkisi” başlıklı yazımda bu konuya bir parça değinmiştim.

1989’da Sovyetlerde sosyalizmin yıkılmasıyla Sovyet ideolojisi berhava oldu. Bu ülkedeki sosyalizmin hiç de özenilecek bir yanı olmadığı anlaşıldı. Zaten artık kimsede sosyalizmi savunacak bir hal de kalmamıştı!

1990’lara doğru, kılıç artığı sosyalistler yeniden toparlanmaya başlarken aydınlar Köy Enstitülerini hatırladılar. Enstitüler yeniden itibar kazanmaya başladı. Bu aynı zamanda şu demekti: “Devrimci teoriyi kendi ülkenin devrimci mirası üzerine kur. Bu ülkede geçmişte iyi şeyler de yapılmıştır. Kurtuluş Savaşı bu iyi şeylerden biri ise, Köy Enstitüleri ikinci sırada gelir. Bu ülke deve dişi gibi aydınlar da yetiştirmiştir. Her şeye sıfırdan başlayacak değilsin…”

Gerçekten devrimci teori, dünyadaki bütün devrimci hareketleri, hesaba katmakla birlikte kendi halkımızın ve aydınlarımızın geçmiş mücadeleler ve toplumun yapısı üzerine kurulursa başarıya ulaşabilir. Günümüzde Köy Enstitülerine verilen önem, aydın tipolojisinde önemli bir değişikliğin de sonucudur. Umut vericidir. Ne var ki bu kez de geçmişin tekrar edilebileceği gibi olmayacak bir hata işlenmektedir. Toplumun yapısındaki değişiklikleri ve değişen ihtiyaçları hesaba katılmadan yapılan ezberci tekrarların hiçbir başarı şansı yoktur.

Gelecek yazıda da Köy Enstitülerinin niçin yeniden açılamayacağı üzerinde durmam gerekecek. (13 Nisan 2022)

zekisarihan.com

 

 

 

 








Yorumlar

Yorum yazabilmek için giriş yapın. Henüz kayıt olmadıysanız yeni hesap oluşturun.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!