Didim Özgürses Gazetesi | Yaşanılası bir Didim için

BÜKREŞ YOLCULUĞU (2)

BÜKREŞ  YOLCULUĞU (2)

          Uçak, Saat 17.15’te Bükreş Havaalanı’na indi. Gümrük işlemleri bittiğinde gümrükten henüz çıkmıştım, telefonum çaldı. Ekip başı Mümin var; Ali Bey; “ Bulgaristan sınırında bizi otobüsten indirdiler. Bulgar gümrükçü bize para sordu, yok deyince bizi sınır dışı etti. Gösterdiğimiz resmi davetiye kâğıdını yırtıp attı. Tekrar Türkiye gümrüğüne döndük.  Burada bize yardımcı oldular. Şimdi burada bekliyoruz.” Şok olmuştum. Otobüs yetkililerini her türlü riske karşı defalarca uyarmıştım. Verdikleri güvence yüzünden böyle bir durum aklıma bile gelmemişti. Avrupa Birliği’nin bu proje ile ilgili davetiye belgesi tüm vizeler kadar önemliydi.  Ankara’da projenin yetkilisini arayıp durumu anlattım. O da Edirne’deki “Gençlik Karavanı” temsilcisini ulaşıp, gençleri bir taksiyle otobüs garajına getirilmesini sağladı. Beklemediğim bu olumsuzluk karşısında çaresiz kalmıştım. Bu arada gençlerle sürekli iletişim halindeydim. Türkiye’ye  dönüş için ilk uçak ertesi saat onda vardı.

   Bu arada Proje için İstanbul’dan Bükreş’e bir tercüman, bir de kameraman göndermişlerdi. Yani Proje sorumlusu olarak ben, Serap hanım, rehber Önder bey, kameraman Kaan Bey ve Gençler; Mümin, Kader, Bekir, Bahriye,  Bahri olarak ekibimiz, “Gençlik Karavanı” tarafından projeye dahil edilmiştik.

       Havaalanında ne yapacağımı şaşırmış, kararsız bir haldeyken, Bükreş Antropoloji Derneği proje sorumlusu Antropolog  Simone  hanım aradı. Çevirmen Önder arkadaş kendini tanıttıktan sonra, sorumlunun söylediklerini aktardı. Ankara’dan, Bulgaristan sınırında yaşanan problemi haber vermişler.  Beni yönlendirdikleri adrese gelmemi ve orada bir değerlendirme yapılacağını belirtiler. Biletçi gişesindeki bayan memura verdiğim 5 Euro’yı geri uzatmasından, paranın geçersiz olduğunu,  Rumen Leyi istediğini geç de olsa anladım. İşte bir terslik daha.

        Sıradan çıkacakken arkamdaki genç, “Tamam tamam” dedi. Görevliye uzattığı 10 Leyi ile iki bilet alıp birisini bana uzattı. Adının Şükrü olduğunu söyleyen genç, Manisalı olduğunu ve  Bodrum’da  çalışırken bir Romanyalı kızla tanışıp evlendiğini, 10 yıldır Bükreş’te  açtığı dönerci dükkanını işlettiğini söyledi.

        Kul sıkıştı, Hızır yetişti. Durakta otobüsü beklerken az önce beni arayan telefonu çevirdim ve bu iyiliksever gence verdim. Şükrü,  Simona hanımla benim durumumu konuştu. Gideceğim adresi ayrıntılarıyla öğrendiğinde, yüzünde anlam veremediğim bir tebessüm belirdi.  Benim gideceğim adres onun dükkanına bir kilometre uzaklıktaymış. Üstelik o da aynı otobüse binecekmiş. İçimdeki sıkıntılar biraz hafiflemişti. Havaalanı bitişiğindeki belediye otobüs durağında bir süre bekledikten sonra otobüse bindik. Otobüsün diğer yolcuları, bizim Trakya kasabalarında yaşayan orta halli insanlara benziyordu. Yüzlerinden ve hallerinden günün yorgunluğu yansıyordu. Oturacak yer olmadığı için ayakta yolumuza devam ettik. Şükrü’ye  projeyi ayrıntılarıyla anlattım, gençlerin Bulgaristan gümrüğünde yaşadıklarından duyduğum tedirginliği paylaştım. Yaklaşık yarım saat sürdü yolculuğumuz. Hava kararmış, kentin sokak lambaları yanmıştı. Yol arkadaşım kendi durağını geçtiğimiz halde, bir durak ötede beni grubun beklediği yere kadar getirdi.  (Devam  Edecek)

      








Yorumlar

Yorum yazabilmek için giriş yapın. Henüz kayıt olmadıysanız yeni hesap oluşturun.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!