KUZEY KORE NE YAPABİLİR? | Didim Özgürses Gazetesi | Bağımsız Günlük Siyasi Gazete
Arşiv
firma-ekle
İstatistikler
  • 40Bu haber:
  • 658182Toplam ziyaretçi:
  • 66Bugün kü ziyaretçiler:
  • 897Dünkü ziyaretçiler:
  • 1Online olan ziyatçiler:
Bu alana Reklam Verebilirsiniz DİDİM ÖZGÜRSES GAZETESİ Telefon: 0 533 591 72 59

1 (2)Zeki Sarıhan

ABD ile Kuzey Kore’nin birbirlerine karşı yumuşama siyasetine hazırlık yapmaları ve İki Kore devlet başkanının 1953’teki ateşkes sınırında buluşmaları nedeniyle Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne 2008’de yaptığım üçüncü gezimde tuttuğum günlüğü on bölüm halinde paylaştım.

Okuyucuların Kore’de nasıl bir sosyalizm uygulandığı ve iki Kore’nin birleşme ihtimalinin bulunup bulunmadığı ile ilgili bana meraklı sorular yönelttiğini görüyorum. Ne de olsa bu ülkede üç ayrı ziyarette 40 gün kalmış, yedirip içirilerek, gezdirilerek Kore’yi az çok tanımış, biraz da araştırma yaparak bu ülke hakkında kitap (Doğunun Seher Yıldızı Kore, 2002) yazmış tek Türk’üm…

Kuzey Kore’nin İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden beri en büyük ülküsü emperyalistlerin müdahalesi ile bölünmüş anavatanı birleştirmek. Bir millet için bu bölünmenin ne büyük bir travma yarattığını ve birleşme ülküsünün ne kadar güçlü olduğunun Türkiye üzerinden anlatacağım:

1919-21 arasında Türkiye’nin batısında geniş ve ülkenin en verimi alanı Yunanlılar tarafından işgal edildi. Kuvayı Milliye, bir ordu toplayarak istilacıları denize kadar sürdü. Yunanistan’ı tutan İngilizler, Mudanya Ateşkes Anlaşması’na razı olmak yerine, diğer emperyalistleri ve uyduları olan birkaç ülkeyi yanlarına alıp karşı saldırıya geçselerdi ve Sakarya’ya kadar olan bölgeyi işgal edip burada kukla bir Türk devleti kursalardı (Nitekim Padişah yanlılarının böyle bir tasarısı vardı), Yeni Türkiye’nin tutumu ne olurdu? Vatanın uğradığı bu bölünmeyi sineye çekebilir miydi?

1922’deki İngilizlerin yerine 1950’deki ABD’yi koyunuz. Mustafa Kemal Paşa’nın yerine de Kore Devriminin önderi Kim İl Sung’u. İngilizlerin himayesindeki Batı Türkiye, günümüzde ABD himayesindeki Güney Kore’dir. Ankara Pyongyang’dır. Kuvayı Milliye’nin elindeki vatan da Kuzey Kore’dir…

Ne var ki Türkiye de İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra mazlum milletlere bağımsızlık yolunda ilham veren Türkiye olmaktan çıktı. Dahası bağımsızlığı için kahramanca savaşan Kuzey Kore’ye Amerikalılara yardım için asker göndermek gibi utanılacak bir günah işledi.

KUZEY KORE SOSYALİZMİ

Kim İl Sung, başta Sovyetler Birliği’nin yolundan giderken sosyalist kampta baş gösteren anlaşmazlıklar sonucunda Çin Halk Cumhuriyeti safına meyletmiş, daha sonra ideolojik olarak yeni bir yola yönelmiştir. Kim İl Sung, insanın kendi kaderini kendisinin çizebileceği anlamına gelen Çuçe düşüncesini kurmuştur.

Kuzey Kore sıkı bir kolektivizmden ve eşitlikçi toplumdan ödün vermeye niyetli görünmüyor. Sovyetler Birliği’nde ve Varşova Paktı ülkelerinde sosyalizm yıkıldıktan, Çin de Komünist Parti yönetimi altında kapitalizm uygulamalarına yönelmişken Kuzey Kore rejimini korumuştur.

Bu ülkede kişiye tapıcılığın bu kadar güçlü olmasını biz Türkler anlayabiliriz. Bu bizde bütün kahramanlığın ve devrimin Atatürk’e bağlandığı, onun dışındaki figürlerin hatta kitlelerin silikleştirildiği bir kültüre çok benziyor.

Kuzey Kore’de daha beşikteki çocuktan başlayarak kitleler çok yoğun bir ideolojik eğitimden geçiriliyor. Ülkede gazeteler, birkaç televizyon kanalı hükümetin sıkı denetimi altındadır. İnternetleri dünyaya açık değildir. Halkının başka ülkelerden ne olup bittiğinden haberi yoktur. Ülke sınırları sıkı bir denetim altındadır. Ülkeye turist kabul edilmektedir ancak bunlar da denetime tabidir.

Kore Savaşı’nda tamamen yanıp yıkılmış bu ülkenin halkı yepyeni ve modern kentler kurabilmiş, görkemli anıtlar yapmıştır fakat yoksuldur. Komşusu Çin’in ve Birleşmiş Milletlerin Yardım Kuruluşlarının yardımına muhtaçtır. Amerikan ablukası nedeniyle teknolojisini yenileyemiyor.

Kuzey Kore, Güney’in farklı bir rejim altında yaşamasına rıza göstererek iki rejimli tek bir Kore’yi öngörmekte, şart olarak yabancı askerlerin yarımadadan çekilmesini ileri sürüyor. Fakat Güney’de 38 bin askeri olan ABD buna razı değildir ve Güney Kore de her şeyini borçlu olduğu Amerika’nın ülkeden ayrılmasını istemiyor. Öngörülebilir olan Kuzey Kore’nin birleşme idealinden vazgeçmesi ve hem Amerika, hem Güney’le savaş durumunu sona erdirerek barış imzalamasıdır.

YOKSULLUĞUN NEDENİ

Çok ilginçtir ve o kadar da acıdır ki Kuzey Kore’nin yoksulluğunun nedeni uyguladığı sosyalizmdir. Çünkü bu rejim, rekabeti ve sınıfların oluşacağı kaygısıyla kişisel girişimi reddediyor. Yiyecek maddeleri hasat sonunda evlerdeki nüfusa göre eşit dağıtılmakta, giysiler devlet tarafından verilmekte, kişisel harcamalar için de çalışanlara az bir maaş ödenmektedir. Köylerde küçük bir hobi bahçesinden ve kişisel kullanım eşyasından başka özel mülkiyet yoktur. Bu durum, bizde askerler içiin söylendiği gibi bir yumurtayı dokuz kişinin taşıması gibi olmalıdır. Gerçi Kore Yarımadası’nın verimli kısımları Güney’dedir ve Kuzey’in yüzeyi daha çok dağlarla kaplıdır ama ülkenin asıl sorunu dış dünyadan yalıtılmış olması ve kendi kendine yetecek mekanizmaları sosyalizm bozulur kaygısıyla harekete geçirememesidir.

Uzun yıllar Japonya’nın sömürgesi olarak soyulup soğana çevrilmiş bu ülkede Batıdaki ve kısmen bizdeki gibi sınıflar gelişmemişti. Bu nedenle Kore, demokratik, çok sınıflı ve partili bir deneyim yaşamamıştır. Lidere tapıcılığın bir nedeni de budur. Fakat Güney Kore, İkinci Dünya Savaşından sonra kapitalizm sürecine girerek yeni bir yapı kazanmıştır.

Kuzey Kore nasıl kurtulur? Sosyalizmi koruyarak zenginleşmeyi sağlayarak bağımsızlığı korumak mümkün müdür B, yanıtı kolay olmayan bir sorudur. Nüfusuna göre 1.100.000 kişilik dünyanın en kalabalık ordusunu besleyen ve ABD’yi vuracak balistik füzeler yapmaya çalışan Kuzey Kore’nin barış politikasına geçmek istemesinin nedeni belki de savaş siyasetinden vazgeçerek ekonomisini güçlendirmektir. Hayli geç kalmış olarak. Fakat iç politikanın da esaslı bir reforma ihtiyacı olduğu açıktır. (21 Mayıs 2018)

Bu alana Reklam Verebilirsiniz DİDİM ÖZGÜRSES GAZETESİ Telefon: 0 533 591 72 59
Çizerimiz

Mehmet TEVLİM

Köşe Yazarlarımız

Erdoğan ŞAHİN

Kaya ÇETİN

Cengiz KOÇ

Mustafa ÖGE

Bülent ELDEN

Aydın KÜÇÜKAL

Zeki SARIHAN

Doğan GÜNEŞ

Yunus LENGERANLI

Özgür YAVUZYILMAZ

PROF. DR. AYDIN FINDIKÇI

Murat KAFADAROĞLU
Adnan GÜRKAN
Zeynep KULAKÇI
Şükrü KUNDAKÇI
Haydar PINARBAŞI
Hüseyin ÖZALP
Türker ERTUNCAY