Murat Kafadaroğlu | Didim Özgürses Gazetesi | Bağımsız Günlük Siyasi Gazete

Arşiv

firma-ekle

İstatistikler

  • 610939Toplam ziyaretçi:
  • 74Bugün kü ziyaretçiler:
  • 752Dünkü ziyaretçiler:
  • 4Online olan ziyatçiler:

Bu alana Reklam Verebilirsiniz DİDİM ÖZGÜRSES GAZETESİ Telefon: 0 533 591 72 59

Murat Kafadaroğlu

7KOMŞULARIMIZ ORHAN YARMACI VE HASAN ÇARIKÇI İLE

2017 yılı Kurban Bayramı namazından çıktık. Ben dükkanı açtım. Komşulardan bazıları ekmek vb. aldılar. Yaşlı komşularla, Rayim dayının hanımı Havva yenge ile bayramlaştık. Sağ olsun Fatma bize kahve pişirdi, içtik. Biraz oturduktan sonra ben bizim Hafız Çarıkçı’nın evine gittim. Hayriye yengenin elini öptüm. Hasan, hanımı Havva ve oğulları sabah yemeği yiyorlardı. Yemekte etli pilav vardı. Bana da bir tabak etli pilav ikram ettiler. Ben toktum fakat onları kırmamak için iki kaşık yemek yedim.

Ve samimiyetle bayramlaştık. Bayramlar ne güzel, samimi olan komşuluklar ne güzel, samimi dostluklar ne güzel…

Ne de güzel söylemiş Nazım Hikmet:

‘’ Samimiyet istiyorum artık, boğuIdum diIi süsIü ama yürekIeri boş insanIardan.’’

Samimiyetin, samimi olmanın değerini bilelim. Bırakalım pahalı parfümleri bir köşeye, insan önce samimiyet kokmalıdır.

MURAT KAFADAROĞLU

 

78 Aralık 2018 günü Rumeli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin başkan yardımcısı Ali Tıkkın dükkanıma geldi. Merak ve alışkanlık bu tabii, insanın doğasında var. Arsasına ekmek için bakla, bezelye, tohum vb. aldı.

Birinci Dünya Savaşı’na gönüllü olarak katılan Süleyman amcanın torunu olan Ali Tıkkın, aynı zamanda benim akrabamdır. Kendisi ile biraz eskilerden bahsettik. 1924 yılında Didim’i kurmuş olanların kültürünü tanıtan yazılarımın bir dosyasını Ali Tıkkın’a gösterdim.

Bu yazılar, köyümüzü kuran gazilerimizin ve şehitlerimizin hatıraları bir bakıma inkar edilemez birer şeref senetleri gibidir diye konuşarak, ileride bunların unutulmaması için gerekeni yapacağız diye mutabık kaldık.

Gözü yaşlı, başı dik, onurlu gururlu şehit annelerine minnettarız. Onların evlatları bu vatan için şehit düştü. Onların gönüllerine huzur ver ya Rabbim…

MURAT KAFADAROĞLU

7Tecrübeli, güler yüzlü, şakacı ve hazır cevap bir şofördü. Bir gün evden çıkarken, hanımı çarşıdan satın alınacak birkaç şey ısmarladı. Şoför tam direksiyona geçtiği sırada hanımı da bagaja bir boş çuval koydu. Fakat çuvalın üzerinde bağlı olan uzun ip, bagajdan aşağıya sarkıyordu. Araç hareket edince sarkan ip, hâsıl olan rüzgârdan uçuyor ve adeta bir kuyruk gibi sağa sola savruluyordu.

Şoför durağa gitti. İş arkadaşları bagajdaki sarkmış olan ipi gördüler. Araçtan indikten sonra durumu şoför de gördü ve arkadaşlarına selam verdikten sonra dedi ki:

-Bundan sonra kimse bizi başıbozuk, ipsiz sapsız bilmesin. İşte ispatı…

Gülüştüler önce, sonra topladılar sarkan ipi …

 

714 Ağustos 2017 Pazar günü… Birkaç gün evvelinden, Akbük yoluna giderken yolun sol tarafındaki Ekin Ekmek fırını yanında bulunan tuhafiye dükkânımız için basılmasını ısmarlattığım satış fişlerini almak için Yoran matbaaya gittim.

Matbaanın sahibi Adnan Oktay ile çok iyi konuşuruz. Fişlerin paketini aldıktan sonra borcumun kaç lira olduğunu sordum. 40 lira yeterli dedi. Ben 50 lira verdim ve Adnan Oktay bana 10 lirayı geri uzattı. Para üstü verme demiş olmama rağmen Adnan parayı kabul etmedi ve bu para üstünü mutlaka almamı söyledi.

Kanaatkârlığına hayran kaldım, gözlerim yaşardı. Biraz oturdum, eskilerden konuştuk ve sonra oradan ayrıldım. Allah herkesi dürüst ve kanaatkâr etsin. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

7Bulgur dediğimiz, hepimizin bildiği mübarek  bir nimet vardır. Bulgurun ince olanı vardır ki, bu bulguru kıyma ile karıştırıp köfte yaparız.

Bazen çorba bazen ise bir tabağa ince ince soğan, maydanoz, domates, biber doğrayıp, içine zeytin yağı ve limon da ilave ettikten sonra nefis bir salata elde ederiz. Bu lezzeti tadan der ki; ‘’Ah, keşke her gün böyle bir lezzet ile kendimi mutlu edebilsem.’’

Fakat neden böylesine lezzetli ve mübarek salataya kısır denir, anlam veremiyorum. Kısır, üremeyecek olan, verimsiz manası taşır. Bu mübarek yiyeceğe kısır yerine bulgur salatası desek; o ince bulgura da köfte bulguru desek olmaz mı?

İnsanlar, ‘’kısırlık bulgur’’ istiyorum dedikçe sanki o bulgura iftira ediliyormuş gibi üzülüyorum. Bulgurun hakkını vermek lazım…

MURAT KAFADAROĞLU

7Ata Aydın Didim Apollo mabedinin güney tarafına, Altınkum’a giden yolun sağ tarafındaki Bıcı Bıcı oto yıkamanın tam karşısına çeşitli çiçek ve ağaç fidanları satılan güzel bir iş yeri yaptı. Ağaç ya da çiçek fidanı almak isteyenlere hizmet veriyor.

Benim meyve ağaçlarını dikerek çoğaltmayı ve meyveleri tanıtmayı tavsiye eden yazılarımdan oluşan bir dosyayı kendisine verdim. Okumuş, incelemiş…

Cevaben bana şöyle dedi:

-Bu meyve ağaçlarını tanıtan ve bunların çoğalmasını teşvik eden ne güzel bir eser hazırlamışsın. Bu eser kitap haline getirilmeli, okuyanlara çok faydaları olacaktır. Biz de ağaç dikmeyi müşterilerimize tavsiye ediyor, sık sık öneriyoruz.

‘’Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde, gelecek kuşaklar serinleyeceklerdir.’’

MURAT KAFADAROĞLU

7Günümüzde çeşitli iş yerlerinde genç delikanlılar ve genç kızlar büyük bir çoğunlukla da asgari ücret ile çalışmaktalar. Her zaman gittiğim mağazada çalışan tezgâhtar kıza, mağazada satılan bir ürün hakkında bilgi almak için soru sormak istedim.

Adını bilemediğim kızlara hitap ettiğim gibi ‘’Dudu’’ diyerek söze başladım. Tezgahtar kız adını karıştırdığımı düşünerek, Murat amca benim adım ‘’Pınar,Pınar’’ diyerek üsteledi.

‘’Kızım, ben unutuyorum’’ dedim.

Tezgâhtar kız, ‘’Amca ben burada iki yıldır çalışıyorum. Ben senin adını nasıl öğrendim? Çok temiz alışverişin var, ben unutmuyorum. Benim adım Pınar, inşallah unutmazsın’’ dedi.

Hakikaten, müşterilere ne güzel yardımcı oluyor. İnşallah adını unutmam…

Yaradılıştan iyi ve doğru olan kimse, ne denli elverişsiz ortam içinde bulunursa bulunsun niteliğini yitirmez.

MURAT KAFADAROĞLU

7Biz, gülün dalındaki dikenden şikayet edeceğimize;  ‘’ dikenler arasında gülü yarattığı için Allah’a şükretmeliyiz’’ diyenlerdeniz. Buna karşın, bazı insanların diken bir yana güle de bahaneler bulduklarına şahit oluyoruz.

Gülü yetiştirmek çok zor, gül çok nazik, gülün ömrü çok kısa, gülün kokusu çok zayıf ve dayanıksız ve benzeri bahaneler…

Renkler ve zevkler tartışılmaz denir ama böylesi sözler ve görüşler zevksizlik, duygusuzluk, kabalık, nankörlük değil midir? HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

7Her gün televizyonlarda ülkemiz ile yahut diğer ülkeler ile ilgili haberler yayınlanmakta. Bu haberler dikkatimizi çekiyor ya da bu haberleri merakla takip ediyoruz. İnsanlara güven veren, içlerini rahatlatan, güzel, sevindirici, olumlu haberleri ise çok nadir duyuyoruz. Çoğu haberler sıkıntı, üzüntü, acı ve ızdırap verici… Keşke sevindirici, iyi ve hayırlı haberleri sürekli olarak dinleyebilsek, güzel haberlere sık sık rastlasak…

Düşünüyorum da tarihin hiçbir devrinde görülmemiş bu nimetler, bu teknoloji, bu zenginlikler insanların elinde olduğu halde; neden insanlığın büyük bir kısmı yokluk, acı, ızdırap çekiyor? Ey insanlığı ve dünyayı yöneten güçler ! Lütfen, bu duruma bir son verin ve bütün insanları dünyamızda mesut bir hayat yaşatacak bir eşik noktasına ulaştırın. Ne olur?…

İnsanları sevin. Çünkü sevmekle başlar her şey…

MURAT KAFADAROĞLU

72 Ekim 2017 günü Ahmet Selçuk dükkânıma geldi ve anlatmaya başladı:

-Bir zamanlar öyle sigara tiryakisi idim ki; çoğu zaman günde iki paket yetmez üçüncüsünü de alırdım. Ee tabii hasta oldum! Söke’ye hastaneye gittim. Doktor beni muayene ederken, kendisine çok sigara içtiğimi belirttim. O da nasihat ile beraber eğer bu şekilde sigara içmeye devam edersem, ömrümün üç-beş seneye kalmayacağını söyledi.

Doktorun söylediklerini önemseyip, sigarayı bıraktım ve gerçek anlamda özellikle nefes alıp vermek konusunda ne kadar rahatladığımı hissettim.

İlerleyen yıllarda da belirli aralıklarla doktoru ziyaret ettim. Bu ziyaretlerimde beni çok iyi karşıladı. Hatta birkaç defa beni köylülerimize sorup, sağlığım konusunda bilgi almış ve eklemiş: HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

7Oniks adı verilen bir çeşit mermer taşından çok güzel süs eşyaları imal eden Selim Aka ve kardeşi Ahmet Aka 1980’li yıllarda köyümüze gelerek, eskiden rahmetli Halil Çarıkçı’nın boş duran kahvehanesini kiraladılar. Oniks taşından çeşitli süs eşyaları imal edip sergilediler burada ve bu sanat ürünlerini yerli ve yabancı turistlere satmaya başladılar. Böylece, milli gelirimize de katkıda bulunmaya başlamış oldular.

Bu iki kardeşin Ankara’daki evlerinin bahçesinde iğde ağaçları vardı. O ağaçların dallarından kesip, Didim’deki dükkanlarının yan tarafına, muhtar Bahri Aşık’ın dükkanı önüne ve daha birkaç yere bu iğde dallarından toprağa ektiler. Bu dallar zaman içinde güzel birer fidan oldular, büyüdüler, etraflarına güzel kokular saçtılar…

‘’Ağaçlar da insanlar gibi, birbirlerinin dostluklarından keyif alırlar ve belki de dünyaya çocuk getirmekten daha da saf bir eylemdir ağaç dikmek…’’

MURAT KAFADAROĞLU

 

7Ben dükkândayken, saat 10.00 sularında telefonum çaldı. ‘‘Kurbanlıkları kesmek için Osman’lara gel.’’

2017 yılı, 1 Eylül Cuma günü…

Birini kendim, diğerini de eşim için niyetlendiğimiz iki adet kurbanlığı bacanağım olan Halil oğullarından satın aldım. Halil’in çocuklarından olan Osman’ı vekil ederek kurbanlıkları kestirdik ve derilerini de yüzdürdük. Baldızım Meryem, bize çay ikram etmeyi ihmal etmedi. Çaylar içildikten hemen sonra kurban etlerini arabamın bagajına yerleştirdim. Ardından yeni eve geçip, kurban etlerini Metin, Hayat, Elif, Fırat ve eşim Fidan pay edecek şekilde parçalara ayırdılar. Kurban etinden kavurma ya da daha faklı lezzetler yapmak için kendimize de bir miktar ayrıldı. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Bu alana Reklam Verebilirsiniz DİDİM ÖZGÜRSES GAZETESİ Telefon: 0 533 591 72 59

Çizerimiz

Mehmet TEVLİM

Köşe Yazarlarımız

Erdoğan ŞAHİN

Kaya ÇETİN

Cengiz KOÇ

Mustafa ÖGE

Bülent ELDEN

Aydın KÜÇÜKAL

Zeki SARIHAN

Doğan GÜNEŞ

Yunus LENGERANLI

Özgür YAVUZYILMAZ

PROF. DR. AYDIN FINDIKÇI

Murat KAFADAROĞLU
Adnan GÜRKAN
Zeynep KULAKÇI
Şükrü KUNDAKÇI
Haydar PINARBAŞI
Hüseyin ÖZALP
Türker ERTUNCAY