Zeki SARIHAN | Didim Özgürses Gazetesi | Bağımsız Günlük Siyasi Gazete

Arşiv

firma-ekle

İstatistikler

  • 657207Toplam ziyaretçi:
  • 547Bugün kü ziyaretçiler:
  • 994Dünkü ziyaretçiler:
  • 7Online olan ziyatçiler:

Bu alana Reklam Verebilirsiniz DİDİM ÖZGÜRSES GAZETESİ Telefon: 0 533 591 72 59

Zeki SARIHAN

1-5Zeki Sarıhan

1 Ağustos Çarşamba günü akşama doğru ulaştığımız Üsküp’te bu kez kalacağımız ev kent merkezinde, Taş Köprü’nün ve Kalenin tam karşısında bir apartmanın sekizinci katında temiz bir daireydi. Burada böyle günübirlik kiraya verilen birçok konut varmış ve bu normal kiradan daha kazançlı imiş. Telefonumuz üzerine güler yüzlü şirin bir Makedon kadın kucağında çocukla geldi, evi gezdirdi ve anahtarı teslim ederek gitti. “Çıkınca anahtarı posta kutusuna bırakırsınız” dedi.

Biraz dinlendikten sonra aşağıya inip Vardar Nehri üzerindeki Osmanlı yapısı TKöprü’den geçerek kalenin duvarı boyunca yürüyüp giriş kapısına ulaştık. Bu kale duvarları da Ohri Kalesi gibi onarılmış ama kale içinde düzenleme yapılmamış. İncik boncuk satılmadığı ve restoranlar bulunmadığı için burada pek az meraklı geziniyor! HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

1-5Zeki Sarıhan

2.100.000 nüfuslu Makedonya’nın Ankara’nın onda bir (500.000) nüfusuna sahip başkent Üsküp’ten sonra Manastır 80.000 nüfusuyla ikinci büyük kenti. Bu ülkede “Büyük kent” kavramının Türkiye’den farklı olduğunu hemen almışsınızdır.  Öteki “Büyük kentleri” ise şöyle sıralanıyor. Kumanova (71.000), Pirlepe (68.000), Kalkandelen (60.000), Ohri (51.000), Köprülü (48.000), Gostivar (46.000), İstip (42.000).  Büyük şehirlerde Makedon nüfusunun yüzde 68’ yaşıyor.

Ailece Makedonya gezimizin dördüncü günü olan 31 Temmuz 2018 günü Ohri’den bir otobüsle bir ovada kurulmuş Manastır’a ulaşıp bir gece kalacağımız Travel Hotel’e yerleştikten sonra zaman kaybetmeden sokağa fırladık. Bizim Fatsa büyüklüğünde olan kentin merkezine çok yakın imişiz. Bu merkezden boydan boya geniş bir cadde uzanıyor. Eski adı Şirok Caddesi imiş. Yugoslav yönetimi zamanında adı Mareşal Tito Caddesi olmuş. Ortaklık bozulduktan sonra eski adına dönülmüş. Bulvar araç trafiğine kapalı. İki yandaki binalar yüksek değil. Bunlar hem çeşitli dükkânlarla, hem de yeme içme yerleriyle dolu. Cadde şimdiden kalabalık. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

OHRİ 1Ekran AlıntısıZeki Sarıhan

Makedonya’nın turistik merkezi Ohri’de ikinci gün öğle üzeri motelden çıkarak sahile indik. Burada bin yıllık olduğu bildirilen bir çınar var. Gövdesindeki çürükleri ağaç kabuğunna benzer bir madde ile yamamışlar… Biraz ileride 1720 tarihini taşıyan Pir Mehmet Hayati türbesi ve  Halveti dergâhı   Türk ziyaretçileri Osmanlı dönemine götürüyor.  Adana-2 Lokantasında Türk yemekleriyle karnımızı doyurduktan sonra bizi kaleye çıkaracak bir taksi arıyoruz. Duraktaki taksilerin hiç biri kabul etmiyor. Yakın mesafe diye ücreti azımsamış olacaklar. Sonra yoldan geçen bir taksiye bir buçuk misli ücret (15 TL kadar) vererek razı ediyoruz. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

1-5Zeki Sarıhan

28 Temmuz günü dört kişilik ailemizin bir araya geldiği Üsküp’te bir gün ve gece geçirdikten sonra, program gereğince Ohri kentine gitmek üzere otobüs garajına gittik. Pusuda beklemekte olan taksicilerden biri bizi yakaladı ve kendisinin yolcu almak için zaten Ohri’ye gideceğini, bizi ehven bir fiyata götüreceğini söyledi. Biz aramızda bu konuyu tartışırken bizi daha geniş bir taksiye devretti. Arnavut Sabahattin’in arabasına yerleştik.

Geniş Vardar Ovası’nda ülkenin güneyine doğru yol alırken bir taraftan da taksici ile Makedonya’yı konuşuyoruz. Önce benzinin fiyatını soruyoruz: 1.20 Yüro imiş. Sabahatti’e Arnavutluk’un eski başkanı Enver Hoca hakkında ne düşündüğünü soruyoruz. “İyi adamdı. Şimdi Arnavutluk’ta bir şey yok” yanıtını veriyor. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

1-5Şimdilik Macarstan’ın başkenti Budapeşte’de yaşayan küçük oğlumuz Dr. Işık’ın daveti üzerne önceki yıl Macaristan’a, geçen yıl Sırbistan’a ailecek birer haftalık bir gezi yapmıştık. Bu yıl Balkan ülkelerinden hangisini görmek istediğimizi sordu ve orada bize kılavuzluk yapacağını söyledi. Oraları tanıyor sayılır, üstelik İngilizce ve Macarca’dan başka Sırpça da biliyor. Makedonya’yı tercih ettik.

28 Temmuz cumartesi günü, bir aylık bir tatil için dört gün önce geldiğmiz Ayvalık Bizim Köy Tatil Sitesi’nden kalktık. Edremit Havaalanından İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanına, oradan da Makedonya’nın başkenti Üsküp’e uçtuk. Pamuk ve kar yığınlarıını andıran bulutların üstünden ve yanından geçmek çok zevkliydi. Fotoğraf çekmek isterdim, ne yazık ki uçakta telefonlar kapalı oluyor HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

1-5Zeki Sarıhan

 

Yetmiş beş yaşına basmışım!

 

Düşümde görsem inanmazdım. Ama birkaç yıldır metroya, otobüse bindiğimde yalnız gençlerin değil, orta yaşlıların bile yerlerinden fırlayıp “Buyur amca” diye yer vermelerinden anlamalıydım. Nerdeyse haftada bir bu yaşın üstünde, hatta biraz altında olanladan birinin öldüğünü duyunca durumun farkına varmalıydım.

 

Ama beynimi ve yüreğimi hiç terk etmemiş o hoppa çocuk bunu engelliyordu. Cahit Sıtkı Tarancı’nın daha yolun yarısında iken hissettiklerini, ateşin yaktığını, taşın sert olduğunu yetmiş beş yaşında hissetmek gene de hayatın verdiği bir şans olarak düşünmek gerekir.

 

Yıllar ne kadar da çabuk geçmiş! HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

1-5Zeki Sarıhan

 

Başkalarının yanına çıkacak kişi, üzerine başına nasıl dikkat etmeye çalışırsa, okuyucularının karşısına çıkmaya hazırlanan bir yazar da kafasında kugulamakta olduğu konuyu evirir, çevirir ve “Acaba neyi nasıl söylesem? “diye düşünür. Yazmaya başlamadan önce böyle çok düşündüğüm konular olmuştur. Yazının dokunduğu kişler olacaktır. Onlar acaba nasıl bir tepki gösterirler?

 

Yazı bazen de kendimize dokunacaktır. Bu konuları yazmak daha da zordur.

 

Aklım ve vicdanım, en son bana “Zeki, der, ne düşünüyorsan dostoğru yaz!”

 

Üç dört yıl canımı sıkan bir durum var. Havaalanlarında “Çok önemli kişi” muamelesi görmek.

 

Buna ingilizce VİP (Very İmportant  Person) diyorlar. Türkçesi “Çok Önemli Kişi.” HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

1-5Zeki Sarıhan

Milli Eğitimin yeni bakanı Ziya Selçuk, verdiği demeçlerle bugünkü eğitim sistemine karşı isyan etmekte olan çevrelerin içine biraz olsun su serpiyor.

Ne var ki siyasi sistem bir bütündür. Bunun bir parçası olan Milli Eğitim Bakanlığının sisteme karşı ve ondan kopuk bir yapıya kavuşması mümkün değildir. Külliye izin vermez.

Selçuk’un konuşmaları 1990’da Milli Eğitim Bakanı Avni Akyol’un konuşmalarını andırıyor. O da demeçlerinde eğitim topluluğunun kulağına hoş gelecek şeyler söylerdi. 1980’de başlayan Kenan Evren rejimi geriliyor, özgürlük talepleri yükseliyor, bizler da geleceğe umutla bakıyorduk. Böyle uyana uyana, hakkın haklarını gasp edenlere karşı mücadele ede ede daha iyi bir yere ulaşacaktık.

Avni Akyol’un yeni öğretim yılına başlama mesajındaki vurguları bazı meslektaşlarımız haklı olarak yetersiz görüyorlardı. Öğretmen Dünyası’nın Kasım 1990 tarihli sayısında şakaya vuran  bir hayal kurduk. 20 yıl sonrası olan 2010-2011 yılı öğretim yılı başında Milli Eğitim Bakanını konuşturduk.

NE UMDUK? NE BULDUK? HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

1-5Zeki Sarıhan

Bundan 51 yıl önceydi.

Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı Beyceli köylülerinin yolsuzluk canlarına tak deyince Anayasa’dan kaynaklanan bir haklarını kullanmaya karar verdiler. İl merkezine kadar iki günlük bir “Yol Yürüyüşü” yaparak yetkililerin dikkatini çektiler.

1961 Anayasasının getirdiği hak ve özgürlüklerin getirdiği siyasi ve hukuki ortam içinde köylülerin yaptığı ilk yürüyüştü. Yalnız Fatsa ve Ordulular değil, Türkiye de o zamana kadar böyle bir şey duymamış, görmemişti,

Yürüyüş köylülerde kendine güven duygusunu geliştirdi. Basın olaya yer verdi. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Ekran Alıntısı1-5Zeki Sarıhan

Apartmanlarda yaşayanlara acımak gerekir. Çünkü toprakla ilişkileri kesiliyor.

Oysa biz köylü bir milletiz. Köylü demek toprak demektir. Toprak ise insana güzel meşgaleler sunar. Ekersin, dikersin, gübrelersin, sularsın, seyreltirsin ve ürün alırsın.

Ekip diktiklerin bir süre toprağın içinde gizlenir, sonra bir bakmışsın toprağın üstünde bir yeşillik peyda olmuş. Gözlerinin önünde santim santim boy verir.  Yaprak açar, çiçekleriyle süslenir. Meyveye, tohuma durur.

Âşık Veysel ne güzel söylemiştir. “Bağrın yardım kazmayınan belinen, yine beni karşıladı gülünen” diye. Ekim ve dikimi geç yaparsanız, ayrık otları temizlemezseniz, toprağını iyi hazırlamazsanız beklediğinizi bulamazsanız. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

1-5Zeki Sarıhan

Türkiye’nin rejimini değiştirmekle sonuçlanan son seçim kampanyası sırasında AKP ve MHP’nin başkan adayı Recep Tayyip Erdoğan, önemli sayılması gereken bir proje ortaya attı: “Millet Kıraathaneleri” açmak.

Memleketin her tarafında gençlerin buluşup iyi ve faydalı vakit geçirecekleri kıraathaneler açmak iyi olmaz mıydı? Muhalefet adayları bunu alaya aldılar. Kıraathane kavramının günümüzdeki kahvehaneler karşılığı olarak kullanılmasından yararlanarak bunu Erdoğan’ın sanki tembellik yuvaları olan kahvehanelerle dolu ülkede yeni kahvehaneler açmasına yordular. Buralarda çay ve kek ikramı da telaffuz edilince konu daha da gülünç bir hale geldi. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

1-5Zeki Sarıhan

Perşembenin gelişi Çarşambadan belli idi. Sonunda Türkiye tek adamın kararlarıyla yönetilecek bir rejime ram oldu. Adı hâlâ “Cumhuriyet” ise de Türkiye artık fiilen bir Padişahlıktır. Cumhuriyetçilerin çabaları bu gelişmeyi önlemede yetersiz kaldı.

En demokratik ve akılcı yönetim, bütün halk tabakalarının kendi çıkarları yönünde bilinçlenip örgütlenmeleri ve bunun aşağıdan yukarıya doğru iktidar mekanizmalarını oluşturmasıdır. Böylece danışma ve ortak akıl devreye girer, yönetim denetlenir, onu hatalardan korurdu.

Tam tersi oldu! Egosu tavan yapmış, Tanrı’nın kendisini bütün İslamları yönetsin ve hatta bütün âleme çeki düzen vermesi için yarattığına inanan bir kişi, adım adım hedefine yürüdü. Bütün kurumların kendinden emir alacağı bir sistemi hayata geçirdi. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Bu alana Reklam Verebilirsiniz DİDİM ÖZGÜRSES GAZETESİ Telefon: 0 533 591 72 59

Çizerimiz

Mehmet TEVLİM

Köşe Yazarlarımız

Erdoğan ŞAHİN

Kaya ÇETİN

Cengiz KOÇ

Mustafa ÖGE

Bülent ELDEN

Aydın KÜÇÜKAL

Zeki SARIHAN

Doğan GÜNEŞ

Yunus LENGERANLI

Özgür YAVUZYILMAZ

PROF. DR. AYDIN FINDIKÇI

Murat KAFADAROĞLU
Adnan GÜRKAN
Zeynep KULAKÇI
Şükrü KUNDAKÇI
Haydar PINARBAŞI
Hüseyin ÖZALP
Türker ERTUNCAY