Kaya Çetin | Didim Özgürses Gazetesi | Bağımsız Günlük Siyasi Gazete

Arşiv

firma-ekle

İstatistikler

  • 658182Toplam ziyaretçi:
  • 66Bugün kü ziyaretçiler:
  • 897Dünkü ziyaretçiler:
  • 1Online olan ziyatçiler:

Bu alana Reklam Verebilirsiniz DİDİM ÖZGÜRSES GAZETESİ Telefon: 0 533 591 72 59

Kaya Çetin

2 (2)Parti içi muhalefetin kurultay için topladığı imzaları yeterli bulmayan Kılıçdaroğlu, bir açıklama yaparak şunları söyledi:

“Tamam, inkâr etmiyorum yenildim. Yenilmesine yenildim ama bir sorun bakalım, bir tat alabildim mi? Koltuk altımdan kaymamış, cavcav edeni kapının önüne koyuyorum, yediğim önümde yemediğim arkamda; şimdi yenilgi mi oluyor bu? Aslında “içimde ukde kaldı” desem yalan değil, ben de herkes gibi yenilme hakkımı doğru düzgün kullanmak istiyorum. Sırtımı yere öyle bir getirsinler ki, bamburuklarım sökülsün, gören “aşgolsun” desin. Onun için dokuzda bırakmak istemiyorum “on olsun, son olsun” diyorum; on son” dedi. Sözlerine: HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)İhtiyaçların sınır tanımayışına karşın kaynakların sınırlı oluşu, ekonominin temel sorunu olarak tanımlanıyor. Buna bir itirazınız yoksa insanın başat sorunu da üretim ile bölüşüm ve bu ikisinin ürettiği mülkiyet olmalı. Toplumsal yapının, kaynakların bölüşülmesi temelinde şekillenmesi bununla ilgilidir.

Kaynaklar adil bölüşülüyorsa, üretenler kaynaklardan insanca yaşayacak kadar (artı değerden söz etmiyorum) pay alabiliyorlarsa demokratik bir yapıdan söz edilebilir.

Demokratik toplumlar, koydukları kurallar sayesinde, bu temel çelişkiye karşın barış içinde bir arada yaşamayı başarabiliyorlar. Kuralı halk koyuyor, yetmezlik durumunda değiştiriyor; dahası kurala uymayan için de caydırıcı yaptırımlar öngörülüyor. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)CHP milletvekili Nezir Nasıroğlu, “Sol geçmişim yok, zaten CHP’ye değil, AKP’ye daha yakındım”  diyerek partisinden istifa edip AKP’ye geçmişti. O dönem CHP’den istifa eden 24 milletvekili arasında Kemal Derviş de vardı. Yanlış seçimler yüzünden AKP’ye armağan edilen belediyeler de belleklerdedir. Şimdi CHP yeni bir kurultaya hazırlanıyor. İyi de, kurultayda ne üretilecek?

Parti programı masaya yatırılıp üretim ve paylaşım sorunlarına çare mi aranacak?

Cumhuriyetin nasıl kurtarılacağı ve nasıl yapılandırılacağı mı tartışılacak?

Toplumun dinselleştirilmesi karşısında hangi önlemlerin alınacağı mı incelenecek?

Eğitim çağındaki çocuklarımızın, yobazların elinden nasıl kurtarılacağı mı konuşulacak?

Etnik, dinsel ve cinsel ayırımcılıkla yaratılan ayrıştırma ve ötekileştirmeye karşı alınması gereken önlemler mi gündeme alınacak?

Tarımıyla, hayvancılığıyla, endüstrisiyle… çökertilen ekonominin nasıl düzlüğe çıkarılacağı mı araştırılacak?

CHP, üyelik temelinde yeniden yapılandırılıp, tabandaki üyenin istencini yukarıya taşımaya olanak verecek kanallar mı açılacak?

Milletvekilleriyle yerel yöneticileri milletin; parti yönetenlerini de parti üyelerinin seçmelerine  ve  seçtiklerini denetleyip ve değiştirebilmelerine olanak mı sağlanacak?..

Partinin kökleriyle çağımızın değerleri mi buluşturulacak? HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)Kat Mülkiyeti Kanununun, sitemizdeki sorunlarla ilgili maddelerini birlikte okuyalım:
Madde 2-Anagayrimenkulün bağımsız bölümleri dışında kalıp, korunma ve ortaklaşa kullanma veya faydalanmaya yarayan yerlerine “Ortak yerler” denir. Ortak alanlar, ortaklar tarafından bölünemez ve ferdi olarak kullanılamaz. Hiçbir malik, ortak alandan arsa payı oranında yer tahsisi isteyemez. Ortak alanlar amacı dışında da kullanılamaz.

Madde 18- Kat malikleri, gerek bağımsız bölümlerini, gerek eklentileri ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kaidelerine uymak, özellikle birbirini rahatsız etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim plânı hükümlerine uymakla, karşılıklı olarak yükümlüdürler.
Madde 19- Kat malikleri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça anagayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesisler… yaptıramazlar.
Madde 42- Kat malikleri, anagayrimenkulün ortak yerlerinde kendi başlarına bir değişiklik yapamazlar; ortak yerlerin düzgün veya bunları kullanmanın daha rahat ve kolay bir hale konulmasına veya bu yerlerden elde edilecek faydanın çoğaltılmasına yarayacak bütün yenilik ve ilaveler, kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğu ile verecekleri karar üzerine yapılır. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)Bilim insanları, ana-babaları uyarıyor:

“Çocuğunuza, tehlike kavramını anlatın, size güvenmeyi ve sizinle paylaşmayı öğretin, mahrem alanlarını öğrettikten sonra korunmak için yapabileceklerini de belli aralıklarla hatırlatın. Bilinçli bir çığlık, bilinçsiz bir anne babadan daha koruyucudur…”

Çocuklarımıza bunları öğretmek ailenin görevidir, tamam da; sorunun kaynağına neden inmiyoruz.

Okuduğum gazetenin bugünkü manşeti, “Türkiye Leyla ve Eylül’ün yasını tutarken Hatay ve Bitlis’te kaybolan Ufuk ile Yusuf’tan da acı haber geldi”.

Son 10 yılda cinsel istismara uğrayan çocuk sayısı 250 bin. 2017’de 387 çocuk cinsel istismara uğramış, 409 kadın da cinayete kurban gitmiş.

Bu veriler uyarıcı değilse bizi başka ne uyandırabilir?  HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)Muharrem İnce bir Cumhuriyet öğretmeni. Gizli bir ajandası yok, sabıkası yok, diploması var, dobra dobra konuşuyor; Cumhuriyet’e tebelleş olan yarasalara hak ettikleri dersi verme konusunda umut veriyor.

Yola düştü, yürüyor ve yürüdükçe arkasındaki kitle büyüyor.

Muharrem öğretmenin arkasındakileri bir siyasal partiyle tanımlamak haksızlık olur. Zaten umut olması da geniş ölçüde parti yönetenlerinden bağımsızlaşarak partisinin kökleriyle buluşabilmesiyle ilgilidir.

Yitik umutlarıyla karşılaşıp Muammer İnce’nin peşine düşenler; yargının ulaşabildiği alanların gün be gün daralmasından ve 16 yıldır süregelen hukuksuzluktan perişan olanlardır. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)Senaryolardan birisi şöyle:

Muammer ince seçiliyor. Para yok, uçan kuşa borçluyuz, kredi muslukları da kapalı olduğu için ekonomiyi değil iyileştirmek; ayakta tutmak bile olanaksız. Eğitim ve sağlık çökertilmiş, öyle “demokratik olsun, yasa yapayım, tüzük çıkarayım…” diye girişirsen işi daha da zorlaştırırsın. Daha adil bir paylaşım için tuzu kuruların kapısını çalsan metelik koparamazsın. TÜSİAD’ın Ecevit’i hedef alan tam sayfa ilanlarını anımsayalım. Memleketi bu hale getirenler de boş durmayacaktır:

-İşte bunlar böyledir. Ben size söylemiştim, bu Cehape’nin kökü bereketsiz, bunların önüne iki keçi koysan birisini kaybederler… diye bangır bangır bağıracaklar.

Başa çıkabilecek misiniz? HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)Aydınlanma aynı zamanda insanlaşmanın da tarihidir. Aydınlanma savaşımı veren toplumlarda üretim güçlerinin gelişmesine koşut olarak üretim ilişkileri de geliştiriliyor. İlkelliğin yerini etik ve estetik değerlerin alması, insanın insanlaşması ve emeğin değerlenmesi; aydınlanmanın yaşam değerlerimize yansımasıdır.

Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte başlayan aydınlanma devinimi, çağdaş bir toplum yaratmaya yönelmiş ancak ne yazık ki Yüce Atatürk’ün kısa yaşamıyla sınırlı kalmıştır. Atatürk’ü yitirdikten 80 yıl sonra geldiğimiz nokta eskinin, yerini yeniye, iyiye ve doğruya bırakmaya niyetli olmadığını gösteriyor. Eski, direnebildiğince direnecektir ama bilim, er ya da geç, akarsuyun mecrasını bulacağını söylüyor. Özdeyişlerimizde bile yerini almış, “Kara gün kararıp kalmaz”. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)Makyavel’in “Amaca ulaşmak için her araç meşrudur” önermesini, “kutsal bir amacınız varsa her şey helal”, yorumuyla meşrulaştırdık.

Yoruma (içtihat) göre kutsal bir amaç için yola çıktıysanız hırs, kibir, riya, yalan, zorbalık, hırsızlık… gibi İslam’a da insanlığa da uymayan her şey meşru.

Görüldüğü gibi yorumcu, meşruiyeti “kutsal amaç” koşuluna bağlamış,.

Bu noktada şunu düşünmemiz gerekiyor; referansımız İslam’dır diye işe girişip 16 yıldır bizi yönetenlerin kutsal amacı ne olabilir?
“İslam’ı yayma” diye düşünsek, halkının % 99’u zaten Müslüman olan bir toplumda inandırıcı olamayız. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)Siyasal partiler, “Bizi seçerseniz bunları yapacağız”, anlamındaki seçim bildirgelerini yayınladılar. Sizinle paylaşmak istediğim aşağıdaki metin de bunlardan biri. Gerçi partili milletvekillerinin; hatta PM’nin bile haberli olduklarından kuşkuluyum ama bildirgeden bazı bölümleri paylaşalım, bir fikrimiz olsun:

“Kürt sorununun bir güvenlik sorununa indirgenmesi ve olağanüstü dönemlerde yapılan yanlış uygulamalar, yurttaşlarımızın önemli bir bölümünü mağdur etmiş ve aidiyet duygularını zayıflatmıştır…

(Laiklik anlayışımız), inançlara saygılı ve özgürlükçü laikliktir.   

Lozan Antlaşması’ndan kaynaklanan haklar çerçevesinde azınlık vakıflarının karşılaştığı sorunlarının çözülebilmesi için yapıcı adımlar atacağız. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)Rumuz: 22.9.2017 – 12544 / Yapı denetim

Aslında yazıya “eeeeeyy belediye” diye başlamayı düşünmüştüm ama seçim eğik düzleminde trend “şimdi sırası değil” oldu. Böyle olunca da bu yazı sakıncalı hale geldi. Sakıncalı da olsa 8 ay bekledikten sonra (ki bu antidemokratik bir toplumda bile makul bir süre sayılır) soruyorum:

-Diyelim ki bir sitede yaşıyorsunuz. Ortak alanda yapılan proje dışı inşaatın iki koşulundan birincisi kat maliklerinin 4/5’ inden yazılı onay almak; ikincisi de usulüne göre proje tadilatı yaptırmak mıdır?

-Diyelim ki bileğiniz güçlü ya da çok paranız var ve koşullarını hazırlamadan inşaatı yaptınız. Sizi şikayet edebilecek kötü komşularınızı tehditle susturmayı mı tercih edersiniz yoksa haksız ediniminizin üstüne yatabilmek için işi belediyede mi bağlarsınız? HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

2 (2)Dünya bizi kıskanıyor olsa da yolunda gitmeyen bazı işler var:

1-Tarım ve hayvancılık alanında kendi kendimize yetebilen bir toplumduk. 16 yıl içinde mutfağımızda yerli ürüne hasret kaldık, samanı bile dışarıdan alıyoruz. Ürettiğimizden fazlasını tükettiğimiz için atadan dededen kalan ne varsa satıp yemekle kalmadık bir de uçan kuşa borçlandık.

Hızla yoksullaştığımıza göre demek ki ekonomi kötüye gidiyor.

2-Eğitim sistemimiz ülke kalkınmasında görev alacak insan gücünün yetiştirilmesi konusunda olsun; çocuklarımıza çağdaş ve olumlu bir kişilik / kimlik kazandırma konusunda olsun çağımızın gerisine sürüklendi. Çocuğunu imam hatibe göndermeye zorlandığı için umarsız kalarak ağlayıp sızlayan ailelerin sayısı çığ gibi büyüyor.

Demek ki eğitim de kötüye gidiyor. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Bu alana Reklam Verebilirsiniz DİDİM ÖZGÜRSES GAZETESİ Telefon: 0 533 591 72 59

Çizerimiz

Mehmet TEVLİM

Köşe Yazarlarımız

Erdoğan ŞAHİN

Kaya ÇETİN

Cengiz KOÇ

Mustafa ÖGE

Bülent ELDEN

Aydın KÜÇÜKAL

Zeki SARIHAN

Doğan GÜNEŞ

Yunus LENGERANLI

Özgür YAVUZYILMAZ

PROF. DR. AYDIN FINDIKÇI

Murat KAFADAROĞLU
Adnan GÜRKAN
Zeynep KULAKÇI
Şükrü KUNDAKÇI
Haydar PINARBAŞI
Hüseyin ÖZALP
Türker ERTUNCAY