Erdoğan Şahin | Didim Özgürses Gazetesi | Bağımsız Günlük Siyasi Gazete

Arşiv

firma-ekle

İstatistikler

  • 658182Toplam ziyaretçi:
  • 66Bugün kü ziyaretçiler:
  • 897Dünkü ziyaretçiler:
  • 1Online olan ziyatçiler:

Bu alana Reklam Verebilirsiniz DİDİM ÖZGÜRSES GAZETESİ Telefon: 0 533 591 72 59

Erdoğan Şahin

666145 (1)Ve her zamanki gibi aynı hikâye…

Oturdum kenarına denizin…

Deniz bana baktı, ben de denize…

Ve maviye döndü yüzüm…

Hava sıcak mı, sıcak…

Ağaçlar saygı duruşunda…

Bir serçe, su bulma telaşında HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

145 (1)24 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir tren kazası yaşadık.

Kazaları bir kader olarak  gören kaderci anlayışımız değişmediği süreçte bu tür kazaları daha çok yaşayacağız…İlgililer hemen suçluyu buldu…Neymiş çok yağmur yağmış. Yağmur her zaman yağar, çok yağar az yağar…Yolunuzu tüm bu durumları göz önüne alarak yapmazsanız, bu gibi sonuçlarla her zaman  karşılaşırsınız…Ayrıca 24 kişinin hayatını kaybettiği bu acılı ortamda sanki hiçbir şey olmamış gibi Cumhurbaşkanının -başkanın- göreve başlama törenlerinin  ertelenmemesi de dikkat çekiciydi…

Ölümlü trafik kazasının olmadığı gün yok gibi ülkemizde.

Bir kaşık suda boğulan da, bizim insanımız.

Belediyelerin açıp, kapatmadığı çukurlar da bir tuzak olarak bizi bekliyor. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

145 (1)    Yerel ve ulusal basında ve de sosyal medyada çocuk istismarları konuşuluyor…

Herkes esiyor gürlüyor ve yağıyor… Asalım, keselim, idam edelim, hadım edelim diyorlar…

Bu istismarlar birden oluşmuş bir şey değil… Eğitimin, dinsel kaynakların, çevrenin katkılarıyla oluşmuş bir birikimin sonucu olan kötü bir olgudur… Çocuk istismarının köklerine, kökenine ve dinsel yönüne kimse inmiyor ve inmek istemiyor. Bir dokunulmaz tabu gibi karşımızda duruyor.

Nurettin Yıldız ve benzerlerinin 6 yaşında, 12 yaşında kızlar evlenebilir, kadınlar dövülebilir, asansörde halvet olur gibi söylemleri öyle basit söylemler değildir. Bu söylemler, kaynağını din ve dinin yorumlanış şeklinden alıyor. Dine göre yaşamınızı şekillendirirseniz ve bu anlayışı yönetim şeklinize sokmaya çalışırsanız bu gibi şeyleri daha çok duyarsınız. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

145 (1)Başlığa bakıp hemen önyargılı olmayın…

Size bir bira filan ısmarladığım da yok…

Biranın faydalarından, zararlarından bahsedeceğimi de zannetmeyin…

O zaman soracaksınız, bu bira sorunu nerden çıktı diye…

Evet, bira sorunu ekonomiden çıktı…

Bugünkü konumuz bira ve ekonomi…

AKP iktidarı, alkole karşı olma bahanesiyle, birayı da aynı sınıfa koyarak bastı vergiyi…

Ve birayı içirmez hale getirdi… HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

145 (1)Mahremiyet, kişinin özel alanıdır.

Başkalarına söylenmeyen, açıklanmayan, kişiye ait gizler, gizemler, kişinin kendi özelleridir..

Kişinin, kendisine ait olduğu alanlara, ruhun gizli kasaları da diyebiliriz.

Bu alan, başkalarının ellerine, dillerine, gözlerine bırakılamaz.

Kişinin kendi özeli olan mahremiyetlere saygı gösterilmelidir . Bu bir haktır.

Yaşadığımız toplumda, bilerek veya bilmeyerek ya da kültürel değer yargılarımıza göre bu alana saldırılar olmaktadır.

Hiç kimse, bankamatiklerde, otobüslerde, metroda, sıraya girerken kulağının dibinde soluk sesi, bir göz, bir el görmek istemez.

Özellikle bankamatiklerde sıraya girdiğinizde ensenizin dibinde biri, sizin yaptıklarınızı gözlemleyen biri,- her ne kadar o kişi kötü niyetli değilse bile- sizi rahatsız eder. Sıralar arasında en az birer metrelik mesafe olmalıdır. Her kişinin fiziksel olarak da mahremiyet alanı vardır. Bu alana girmek, kişi hakkına saygısızlıktır. Kimse burnunun dibinde birini istemez. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

145 (1)  2.Dünya Savaşı yıllarında Almanya’da Nazi kıyımından kaçan çok sayıda bilim adamı Türkiye’ye sığınır ve üniversitelerimizde görev alırlar. Bunlardan biri de Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in komşusudur ve çok samimi ilişkileri vardır.

Alman Profesör süreç içinde Türkiye’yi sever ve Türk vatandaşı olmak ister. İsteği kabul edilir ve Türk vatandaşı olur.

Aybaşında maaşını almaya gittiğinde maaşının çok çok eksildiğini görür. Doğruca Hasan Ali Yücel’in kapısını çalar ve durumu anlatır.

Hasan Ali Yücel dostunun omzuna dokunarak: “ Ah dostum, Türk olmak çok zor” der.

***

Hastaneden çıkan Suriyeli kadın doğruca her zaman gittiği Eczaneye uğrar ve ilaçlarının hazırlanmasını ister. Eczacı ilaçları hazırlayarak Suriyeli kadına verir. Suriyeli kadın ilaçları aldıktan sonra kapıya yönelirken Eczacı: “İlaçların parasını ödemediniz Hanım Efendi” der.

Suriyeli Kadın: “Üç yıldır sizden ilaç alıyorum ve para ödemiyorum” der. Eczacı: Türk Vatandaşı olmuşsunuz Hanım Efendi” der. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

145 (1)2 Temmuz 1993, Sivas’ta, tarihimizin en kara, en vahşi en acılı bir olayı yaşandı.

Işıktan korkan gerici yobazlar, ışığa saldırdılar. Saza, söze, kaleme saldırdılar.

Ve Sivas’ta

Söz yandı,

Kalem yandı,

Saz yandı.

Yüreğimiz daha çok yandı

Bu ülkenin yetiştirdiği, kültürü ile yoğurduğu,  35 aydınımız Sivas Madımak otelinde acımasızca gericiler tarafından yakıldılar. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

  145 (1)   İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CHP İl Başkanlarının şehit cenazelerinde protokole alınmamasıyla ilgili, “Valilere müsteşarım üzerinden talimat gönderdim; ‘CHP İl başkanlarını bundan sonra şehit cenazelerinde protokole kabul etmeyin’ diye. Bu kadar basit” dedi. Soylu, “Onların gideceği bir adres var. O adresi de göstereceğiz. PKK mensuplarının cenazeleri var. Biz onları çok kısıtlı kaldırtıyoruz. Onlara bir kişilik kontenjan ayıracağız. Sandıkta beraberlerse cenazede de olacaklar” diye konuştu. 

İçişleri Bakanlığı, parti ayrımı yapmadan hepimizin bakanlığı ve hepimizin güvenliği sağlamak zorunda olan bir yasal kurumdur. Daha önceki seçimlerde de bildiğiniz gibi seçimler sürecinde İçişleri, Adalet ve Ulaştırma Bakanları istifa ederler yerlerine bağımsız bakanlar atanırdı. Bunun amacı seçimlerde hile olmasın, vatandaşın güvenliği eşit şartlarda sağlansın, ulaşımda kısıtlamalar olmasın, seçimler adaletli olsun diye uygulanıyordu… HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

145 (1)  Normal koşullarda ve adil olmayan bir ortamda bir seçim yapıldı. Muhalefetin sesi, başta vergilerimizle ayakta duran TRT başta olmak üzere yandaş -havuz medya kaynakları tarafından kesildi. Bunun temel nedeni de iktidarın medyayı kontrol ve baskı altında tutmasıydı…

Özgür birey olmayı başaramayan toplumların, her zaman algı operasyonlarıyla oluşturulmuş bir güce tapma eğilimleri vardır. AKP, toplumun bu yapısını iyi çözdüğü için normal koşullarda yapılmayan bir seçimde başarılı olmuş gibi gözüküyor… Gözüküyor diyorum çünkü: Başkanlık sistemiyle birlikte pek fazla bir işlevi olmayacak Mecliste AKP çoğunluğunu kaybetmiş durumda. İttifak ortağı MHP sayesinde mecliste çoğunluğu sağlayabilecektir. Bu seçim sonuçları hakkında şu değerlendirmeleri yapabiliriz. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

145 (1)Bir şeyler olacak yarın

Duruşundan belli

Kırdaki atların

Bulutların koşuşundan belli

Kazışından köstebeklerin toprağı (Bülent Ecevit)

24 Haziran seçimlerine doğru bir değişimin rüzgârı şimdiden kendini hissetmeye başladı… Tüm olanakları elinde tutan ve bunu seçimler için kullanan iktidar, olağanüstü hal ortamında muhalefetin sesinin kısıldığı, eşit şartlarda bir seçim propagandasının yapılmasının engellendiği bir seçim atmosferinde her şeye rağmen istediğini elde edemeyeceğinin belirtileri ortaya çıkmış durumdadır. HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

145 (1)Zaman zaman kendimize şu soruyu sorduğumuz oluyordur. Yaşamımın anlamı ne? Ya da varlığımızın, var olmamızın bir anlamı var mıdır? Nihilizm’in savunduğu gibi varlığın hiçbir anlamı yok mudur?… Yaşamımızda bir anlam bulamadığımız zaman bir boşlukta bir bunalımda mı oluruz… Yaşamın anlamı, yaşama anlam vermek kişiden kişiye zamandan zamana değişir mi? Karşılaştığımız her farklı durumlar karşısında yaşama yeni anlamlar mı yükleriz?

Düşünelim ki: Amansız bir hastalığa yakalandık ve doktorlar bize kısa bir ömür biçtiler. Bu durumda ne yaparız, yaşamımıza yeni anlamlar mı ekleriz? HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

145 (1)   Didimliler’in özellikle Didimli kadınların siyasete ilgisi çok yoğundur…

Dünün köyü Didim, bugün seçmen sayısı olarak Tunceli, Bayburt, Ardahan gibi illerimizi geride bırakarak 61.000 seçmene ulaşmış durumdadır…

Didimliler, 24 Haziran’da 166 sandıkta oy kullanacaklar. Seçmen yoğunluğu en fazla 13.905 seçmenle Efeler Mahallesinde gözüküyor…

Didim, ülkemizin her bölgesinden göç alan bir ilçemizdir. Didim’i tercih edenlerin sosyo, kültürel ve siyasal yapılarına baktığımız zaman sosyal demokrat anlayıştaki kişilerden oluştuğu görülüyor. Bu yönüyle Didim CHP’nin kalesi görünümündedir… Yerel seçime doğru CHP’den Belediye Başkanı adayı olmak isteyenlerin sayılarının çokluğu da bu yapıya dayanmaktadır… HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Bu alana Reklam Verebilirsiniz DİDİM ÖZGÜRSES GAZETESİ Telefon: 0 533 591 72 59

Çizerimiz

Mehmet TEVLİM

Köşe Yazarlarımız

Erdoğan ŞAHİN

Kaya ÇETİN

Cengiz KOÇ

Mustafa ÖGE

Bülent ELDEN

Aydın KÜÇÜKAL

Zeki SARIHAN

Doğan GÜNEŞ

Yunus LENGERANLI

Özgür YAVUZYILMAZ

PROF. DR. AYDIN FINDIKÇI

Murat KAFADAROĞLU
Adnan GÜRKAN
Zeynep KULAKÇI
Şükrü KUNDAKÇI
Haydar PINARBAŞI
Hüseyin ÖZALP
Türker ERTUNCAY